TR
EN
Site İçi Arama
Detaylı Arama
Philip Sharp: "Yardımcı hakemlik yürekten yapılır" 1.09.2010
Philip Sharp: "Yardımcı hakemlik yürekten yapılır"

Tam 13 yıllık FIFA yardımcı hakemlik kariyerinde Dünya Kupası finali görecek kadar başarılı bir isim. Şimdilerde ise yardımcı hakemleri eğitmek amacıyla mentörlük yapıyor. Silivri'de gerçekleştirilen sezon öncesi hakem seminerinde Türk yardımcı hakemlere bilgi ve tecrübelerini aktaran İngiliz usta, yardımcı hakemliğin püf noktalarını ve Türk yardımcı hakemlerin daha iyi seviyelere gelmeleri için neler yapmaları gerektiğini anlattı.

Röportaj: Aydın Güvenir / TamSaha

Türk futbolseverlerin daha yakından tanıması için, bize kendinizi tanıtabilir misiniz?

1964 Londra doğumluyum. 13 yıl yardımcı hakem olarak FIFA kokartı taktım. 2002'deki Brezilya-Almanya Dünya Kupası finalinin yardımcı hakemlerinden biriydim. 2004 Atina Olimpiyatları'nın da final maçında görev yaptım. 1997'de UEFA Süper Kupa ile 1999'da İngiltere'de, Wembley'de FA Cup finallerinde de sahadaydım. Kariyerimdeki en büyük başarılar bunlar. Euro 2000 ve 2004 ile 2006 Dünya Kupası'nda da görev aldım. 180 uluslararası maçta yardımcı hakemlik yaptım. Görev yaptığım bu dönemlerde diğer hakemlerden çok şeyler öğrendim. Aynı zamanda da çok tecrübe edindim. 31 Aralık 2009'da uluslararası yardımcı hakemlik kariyerime son noktayı koydum.

Niçin hakemlik yapmaya karar verdiniz? Neden hakem değil de yardımcı hakem olmayı seçtiniz?

17 yaşındayken "Duke of Edinburg Award Scheme" adı verilen sertifika programı üzerinden "Service in the Community" adı verilen bir kursu bitirerek hakemliğe ilk adımımı attım. Bundan sonra 2 sene boyunca bölgesel maçlara çıktım. 2 sene sonunda hakemliği çok sevdiğime karar verdim ve bu görevi sürdürmek istedim. Bu dönemlerde hep hakemlik yaptım. 2 senenin sonunda görevden çıkarıldığıma dair bir mektup geldi. 1 ay sonra İngiltere Futbol Federasyonu'ndan gelen mektup, önümüzdeki sezonun FIFA kokartlı yardımcı hakemleri arasında benim de olduğum yönündeydi. Bu mektup tüm kariyerimi değiştirdi. Böylece profesyonel liglerde ve en sonunda Premier Lig'de görev yapmaya başladığımda ise hakemlikten yardımcı hakemliğe geçtim ve hem Premier Lig'de hem de uluslararası maçlarda görev yaptım. İnsanlar hakemliğe oranla yardımcı hakemlikte daha başarılı olduğumu düşünüyorlardı. Ben de bunun böyle olduğunun farkındaydım aslında.

Kariyerinizde en yükseğe çıktığınızı hissettiğiniz nokta hangisiydi?

Kesinlikle 2002 Dünya Kupası finalinde görev almamdır. O finalin hakemi ise Pierluigi Collina'ydı. Collina'yla beraber maç yönetmek ve bu maçın bir Dünya Kupası finali olması benim için büyük bir onurdu. O yüzden 2002 Dünya Kupası finali kariyerimdeki başarı sırası açısından bir numaradır.

Neden yardımcı hakem mentörü olmayı seçtiniz? Sizi eğitimci olmaya iten nedenler nelerdi?

Öncelikle şunu söylemeliyim ki, yardımcı hakemlik görevine aşırı derecede tutkuyla bağlı bir insanım ve o yüzden hakemlikten asla kopamıyorum. Bana göre yardımcı hakemliğin maç içinde çok özel bir rolü var. Herkes yardımcı hakemleri elinde bir bayrak olan sıradan bir maç görevlisi olarak görür ancak yardımcı hakem aslında bundan fazlasıdır. Yardımcı hakemlik çok ama çok zor bir meslektir. Bir kere oyuncunun ofsayt olup olmadığına, hızlı bir şekilde izleyip bir anda karar vermek zorundadır. Ve bu karara, pozisyonu sadece bir kere izleyebildikten sonra ulaşmak mecburiyetindedir. Bunun dışında herhangi bir faul pozisyonu var mı, topun tamamı oyun alanını sınırlayan çizgilerden dışarı çıktı mı çıkmadı mı, hakem nerede, kendisiyle iyi irtibat sağlayabiliyor mu gibi kendisinden beklenen birçok görevi de aynı anda yerine getirmek ve bazı şeylere karar vermek zorundadır. Bana göre tüm bu görevler yürekten gelerek yapılabilir. Ben maçlarda öyle yaparım. Bu işleri yapmaya oldukça tutkuluyum. Bu yüzden benim gibi yardımcı hakemlik yapan insanlara yardım etmek ve maç içinde ne yapmaları gerektiğini anlamalarını sağlamak için mentör olmayı seçtim.

Hatalardan ders çıkarmalısınız

Başarılı bir yardımcı hakem olmak için ne gibi yeteneklere ihtiyaç var? İyi bir yardımcı hakemin yerine getirmesi gerekenler neler?

Konsantrasyon, iletişim, kondisyon, farkındalık, doğru karar verebilmek. Bir yardımcı hakem olarak doğru karar vermek sadece bayrağınızı havaya kaldırmakla olmaz. Bazı durumlarda bayrağınızı kaldırmamanız gereklidir. Çünkü bayrağı havaya kaldırmamak da bir karardır. İyi ve doğru karar vermek ancak bu ayrımı ve dengeyi sağlamakla mümkündür. Maç içinde hakemin nerede olduğunu bilmek çok önemlidir. Hakemin oyun içindeki pozisyonlarda aldığı kararları da oyuna müdahale etmeden iyi bir şekilde takip etmeniz gereklidir. Ancak gereken durumlarda da oyuna müdahale etmelisiniz. İyi bir yardımcı hakem olabilmek için bu özelliklere sahip olmanız gerekir. Bu özellikler dışında başarılı bir yardımcı hakem olabilmek için oyun içinde pozisyonlara karşı olan göz temasınızı, şu an sorularınıza cevap verirken de yaptığım gibi, asla kaybetmemeniz gerekir. Ayrıca hakemle de mutlaka göz kontağı içinde olmalısınız. Bunları yapmazsanız verdiğiniz kararlarda hata yapabilirsiniz. Diğer bir önemli olan şey ise oyun içindeki rolünüzün tam olarak ne olduğunu iyi anlayabilmenizdir. Bunu bir iş yeri gibi düşünelim. Hakem idareci ise siz de onun yardımcısısınız. Eğer o bir şef ise, siz de ikinci şefsiniz. Bu bakımdan bir yardımcı hakemin maç içindeki bu rolünü iyi kavrayabilmesi gereklidir. Maç anında bazen cesur kararlar verebilmeniz de gerekir. Bazıları cesur kararlar veren hakemleri sevmez. Ama güçlü olur ve yüreğinizle hareket ederseniz cesur kararlar verebilirsiniz. Aynı zamanda bu kararları verirken sakinliği de kaybetmemeniz lâzım. Çünkü bazen verdiğiniz kararları beğenmeyen, itiraz eden oyuncularla karşılaşabilirsiniz. Bu durumlarda sakin kalarak verdiğiniz kararın arkasında olduğunuzu oyuncuya göstermeniz gereklidir. Bir önemli faktör daha var, o da hatalarınızdan ders çıkarmanızdır. Hatalarınızı kabul etmek sizi geliştirir ve daha iyi bir hakem olmanızı sağlar.

Yardımcı hakemlerin ofsayt pozisyonlarından kaynaklanan hataları en aza indirmek için neler yapması gerekir?

Yardımcı hakemlerin ofsayt pozisyonlarında yaptıkları en büyük hata, ofsaytı belirleyen sondan ikinci defans oyuncusu ile aynı çizgi hizasında kalamamalarıdır. Bu defans oyuncusunun ilerisinde kalırsanız, açıdan dolayı hücum oyuncuları size ofsayttaymış gibi gözükmez. Eğer bahsi geçen defans oyuncusunun arkasında kalırsanız, bu kez de hücumcuları hep ofsayttaymış gibi görürsünüz. Bu dediklerimi size futbol sahasında anlatmam daha kolay olur ama temel olarak sondan ikinci oyuncu ile aynı hatta değilseniz mutlaka hata yaparsınız. Bu yüzden yardımcı hakemlikte bir karar vermeden önce kondisyon ve doğru pozisyon alabilmek çok önemlidir. Bunu önlemek için aynı zamanda topu değil oyuncuyu takip etmeniz gerekmektedir.

İki yıl önce Aston Villa-Portsmouth maçında Portsmouth menajeri Harry Redknapp'e atılan bir bozuk para size isabet etmiş ve başınızın yarılmasına neden olmuştu. Buna rağmen tedaviden sonra ayağa kalktınız ve maça devam ettiniz. Yardımcı hakemlerin tüm dış etkenlere kulaklarını kapayıp, oyunun sonuna kadar konsantrasyonlarını sürdürebilmeleri için neler yapması gerekir?

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki; bunu tamamen profesyonel bir tutum sergileyerek başarabilirsiniz. Maç içinde her kararı doğru veremeyebilirsiniz ancak kendinizi tamamen oyuna adamalı, gerektiğinde kendinizi hedef tahtasına çekebilecek kararlar verebilmeyi göze almalı ve tüm bu yaptıklarınıza tamamen inanmalısınız. Ancak bu şekilde oyunu konsantrasyon kaybı yaşamadan tamamlayabilirsiniz. Bahsettiğiniz maçta, kafama bozuk para gelince önce ne olduğunu anlayamamıştım. Daha sonra başımın yarıldığını fark ettim. Ambulans geldi. Alnımı sardılar. Maçın da son dakikalarıydı. Ayağa kalktım ve oyuna devam ettim. Bazen bu tarz olaylar, oyuna daha da odaklanmanıza neden olabiliyor. O yüzden bir şeyi yapmaya önceden çok iyi odaklanmışsanız, konsantrasyonunuzu da asla kaybetmiyorsunuz. Bu yüzden tam konsantrasyonu sağlamak için şu üç şeyin yapılması gereklidir; hakemin kendine olan güvenini sağlaması için sürekli kendi kendine iyi bir iş yapıyorum demesi, işine tamamen odaklanması ve her zaman beklenmedik bir olay yaşanmasına hazırlıklı olması.



Türk hakemler öğrenmeye istekli

Bir süredir Türk yardımcı hakemlere eğitim veriyorsunuz. Bugüne kadar edindiğiniz gözlemlere bakarak, Türk hakemlerinin Avrupa düzeyinde durumu nedir? Sizin eğitim programınızda ne gibi konular var?

Burada bulunduğum süre içinde tüm hakemlerin yeni bir şeyler öğrenmeye oldukça istekli olduklarını gördüm. Hakemler arasındaki arkadaşlık oldukça iyi. Herkes birbirine dostça yaklaşıyor. En önemlisi de herkes kendini geliştirmek, kendine bir şeyler katmak istiyor. Bu durum böyle devam ederse, Türk hakemlerinin ileriki yıllarda Avrupa'da da başarılı olacağına inanıyorum. Bana göre Türk yardımcı hakemlerin çok büyük hataları yok. Ancak düzeltilmesi ve kendilerini bu konularda geliştirmeleri gereken bazı ufak tefek yanlışlıkları var. Ben de buradaki eğitim süresince, yardımcı hakemlere saha içinde koşma, bayrağı doğru tutma ve kaldırma, hakemle iyi iletişim sağlama ve ona bir karar hakkında sinyal gönderme gibi konularda yardımcı oldum.

Size göre yardımcı hakemler maçlara nasıl hazırlanmalı?

Önceden de belirttiğim gibi oyuna odaklanmaları ve iyi konsantre olmaları lâzım. Bir hakem için her maç önemlidir. Bu yüzden derbi maçı olsun olmasın, hakemlerin her maça aynı ölçüde hazırlanması gereklidir. Maçlara iyi hazırlanmak için iyi bir profesyonel olmak, maçtan önce konsantrasyonu sağlamak ve bu şekilde oyuna kendini hazır hissetmek gerekir. Hazır olmalısınız çünkü maçın ilk dakikasında ya da son dakikasında bile her şey olabilir. Bu yüzden özellikle seyircilerden gelen tepkilere kulak tıkamak, onlardan gelen tepkiler sonunda kafanızın karışmamasını sağlamak, kararınızı verirken çok önemlidir. Bu yüzden tüm hakemlerin maçlardan önce bu gibi şeylere hazırlıklı olması gereklidir.

Yardımcı hakemlerin maç anında taraftarlardan etkilenmemek ve dış dünyaya tamamen kulaklarını kapamaları için neler yapmaları gerekir?

Bazen yaptığınız işte gerçekten iyi olduğunuza kendinizi inandırmalısınız. Pozitif bir ruh haliyle sahaya çıkmalısınız. Eğer maça çıkmadan önce "Hata yapabilirim" diye düşünürseniz, maç başladığında mutlaka hata yaparsınız. Bu yüzden yaptığınız her şey hakkında öncelikle pozitif düşünmelisiniz. Benim burada yardımcı hakemlere öğretmeye çalıştığım şeylerden biri de bu. Öncelikle pozitif olmalısınız. Sabah kalktığınızda karşınızdakilere mutlaka "Günaydın, nasılsın" demelisiniz. Bu aynı zamanda diğer hakemlerle olan ilişkilerinizi de güçlendirir ve ileride size büyük fayda sağlar. Eğer birine güler yüzle yaklaşırsanız, aynı karşılığı alırsınız. Böylece karşınızdakinin daha iyi hissetmesini sağlarsınız. Sahaya çıktığım zaman maç içinde yapmam gerekenleri bilirim. Bir kararı anında verir, böylece karar verme sürecini uzatarak akıllarda soru işaretlerinin oluşmasına izin vermem. Bu yüzden saha içinde mutlaka kararlı ve cesur olmalısınız. Ama en önemlisi de bir yardımcı hakem olarak hakem ve diğer yardımcı hakemle bir takım halinde çalışabilmektir. Hakemler arasında iyi bir ekip çalışması olmazsa, aralarındaki iletişim de aynı hızla kaybolur. Bu yüzden maçta ve maçtan önce bunları uygularsanız, maç içinde dış etkenlerde olumsuz etkilenmezsiniz.

Müdahale değil, yardım!

Oyun içinde hakemler arasındaki diyaloğun, doğru karar verme ve başarılı olma bakımından hakemler için ne kadar önemli olduğuna değindiniz. Geçtiğimiz sayılarda TamSaha'ya vermiş olduğu röportajında MHK Başkanı Oğuz Sarvan da "En büyük sıkıntımız hakem-yardımcı hakem iş birliğinde" demişti. Size göre bu problemin nasıl üstesinden gelinebilir? Yardımcı hakemin hakemle maç içinde iyi bir iletişim kurması nasıl sağlanabilir?

İyi bir yardımcı hakem, her hakemle maç anında en iyi şekilde çalışabilendir. "Bu benim iyi arkadaşım, onunla maç içinde daha iyi anlaşırım" gibi bir düşünceye sahip olmamalıdır. Her hakemle maç içinde iyi bir şekilde çalışabilmelidir. Hakemle yardımcı hakem arasındaki iyi ilişki de maç başlamadan önce sağlanır. Maçtan önce hakem ekibi arasında sıkı bir bağ kurulmuşsa, oyun içinde de hakemin yardımcılarıyla arasındaki iletişim ve ilişki güçlü olur. Hakemin arkasının dönük olduğu bölgede gelişebilecek herhangi bir olayı iyi takip etmek, hakemin göremediği bir pozisyonu görüp kendisini ikaz etmek iyi iletişimin birer parçasıdır. Burada çok önemle belirtmek istediğim bir şey var; yardımcı hakemin görevi orta hakeme yardım etmektir, müdahale etmek değil. Tüm yardımcı hakemler bu ince çizgiye mutlaka dikkat etmelidir. Bir pozisyonla ilgili kararı her zaman hakem verir. Yardımcı hakemin görevi o karar hakkında hakeme tavsiyede bulunmaktır, asla kararına karışmak değil. Bu yüzden yardımcı hakem bir karar anında sadece o kararla ilgili gördüğünü hakeme söyleyebilir, ama son karar kesinlikle hakemindir. Bir yardımcı hakem, hakeminin şef olduğunu bilmeli ve oyun içinde ona sürekli yardım etmeli, destek olmalıdır. Aynı zamanda da hakemin yardımcılarına her zaman güvenmesi gerekir. Örneğin, bir pozisyonda yardımcı hakem, hakeme pozisyon penaltı derse, hakem de yardımcısına güvenmeli ve bu doğrultuda penaltıyı vermelidir. Bu şekilde hakem ve yardımcıları arasında iyi bir ilişki ve iletişim sağlanabilir. Birçok ülkede hakem ve yardımcı hakemler sürekli aynı maçlara atanabiliyor. Bu durum da bu ekip arasındaki bağları ve iletişimi her maç daha da güçlendiriyor. Eğer maç anında her şey iyi gitmişse de bir sonraki maçta birbirlerine olan güvenleri daha da artıyor.

Cüneyt Çakır ve ekibi Fulham ile Hamburg arasında oynanan UEFA Avrupa Ligi yarı final ikinci maçını yönetti ve oldukça başarılı oldu. Size göre, Türk hakemlerinin önümüzdeki senelerde uluslararası turnuvalarda boy gösterme şansı nedir?

Eğer bir hakem başarılı ise ülkesi neresi olursa olsun herhangi bir uluslararası turnuvada maç yönetme şansı oldukça fazladır. Bunun en iyi örneği geride bıraktığımız Dünya Kupası'nda yaşandı. Özbek hakem Irmatov, Güney Afrika'da görev aldı ve çok başarılı maçlar çıkardı. Benim bu konuda Türk hakemlerine söylemek istediğim şey, öncelikle kendilerine güvenmeleridir. İyi biliyorsunuz ki, bazen medyadan veya teknik direktörlerden olumsuz tepkiler alabiliyor hakemler. Ancak bir hakem kendine inanır ve güvenirse, bu durumların üstesinden rahatça gelebilir.

Bahsettiğiniz bu durum Türkiye'de oldukça sık yaşanıyor aslında. Hakemler hemen hemen herkes tarafından ağır eleştirilere maruz kalıyor. Bu da doğal olarak baskı ortamı oluşturuyor. Bunun hakkında bir şeyler söylemek ister misiniz?

Türkiye'de böyle durumlar yaşandığını biliyorum. Ancak şunu söylemeliyim ki, bir hakem eğer gerçekten kendine inanıyorsa bu durum onun için çok da sorun olmaz. Mesela hakem maçta bir pozisyonda penaltı kararı veriyor. Taraftarlar, karşı takımın teknik direktörü ve oyuncuları bu karara itiraz ediyor. Ama hakem ilk anda verdiği kararın doğru olduğunu düşünüyorsa, o zaman dış etkenler onu etkilememeli. Ben buradaki eğitimim süresinde hakemlerle çalışırken verdikleri kararlardan sonra onları kutladım ve böylece kendilerini yüreklendirmeye çalıştım. Bu bir hakem için çok önemli bir durum. O yüzden bir hakem verdiği kararın doğru olduğunu düşünüyorsa, dış etkenler onu asla ve asla kötü yönde etkilememeli. Hakemlerin kendi içlerinde böyle bir mekanizma geliştirmesi gerekli.

İngiltere'de hakem yorumcusu yok!

Türkiye'de hakemliği bıraktıktan sonra televizyonda yorumculuk yapan ve hakemlerin maç içinde vermiş olduğu kararları değerlendiren kişiler var. İngiltere'de bu durum nasıl? Eski bir hakemin, hakemler hakkında yorum yaparken nelere dikkat etmesi gerekir?

İngiltere'de önceden hakemlik yapmış, şu anda da TV yorumculuğu yapan birisi bulunmamakta. Yorumcuların çoğu eski futbolculardan oluşmakta. Hakemler hakkında yorum yapan eski bir hakemin, hataları olsa bile hakemleri yüreklendirici şeyler söylemesi gerekir bana göre. Örneğin ben mentörlük yaparken, yardımcı hakemlerde gördüğüm bazı hataları kendilerine iletiyorum, ancak onları eleştirirken yapıcı olmaya çalışıyorum ki, bir dahaki sefere daha dikkat edebilsinler. Hata yapsalar bile hakemleri anlayışla karşılamak gerekir. Çünkü hakemler de insandır ve dünyada hata yapmayan insan yoktur. Dünyadaki her insan kendi mesleğini yaparken zaman zaman hata yapabiliyor.

Türkiye'de son dönemlerde profesyonel hakemliğe geçmek için bazı hazırlıklar var. İngiltere'de de hakemlik profesyonel bir meslek olarak yapılıyor. Sizin bu konudaki görüşleriniz neler? Bu konu hakkında Türkiye'de sizce neler yapılmalı?

İngiltere'de sadece hakemler bu işi profesyonel bir meslek olarak yapıyor. Yardımcı hakemler ise profesyonel değil. Her görev yapılan maç için yardımcı hakemlere para ödeniyor. Bu tabii ki Türkiye Futbol Federasyonu'nun alacağı bir karar. Ben kendimi göz önüne aldığımda, takındığım tavır ve bağlılıkla kendimi bir profesyonel olarak görüyorum. Ancak şunu belirtmek gerekir ki, nasıl bir futbolcu maçlar ve antrenmanlar dışında kendine boş vakit ayırıyor ve başka şeylerle meşgul oluyorsa, bir hakemin de aynı şeyleri yapması gereklidir. Çünkü her zaman futbolu düşünmek, futbolun içinde yaşamak iyi olmayabilir. Bazen başka şeylerle de ilgilenmeniz ve kendinizi şarj etmeniz lâzım ki maçlara daha hazır hale gelebilesiniz. Bu yüzden asıl önemli olan maçtır ve maçlara iyi bir şekilde hazırlanmaktır. Maçlara iyi bir şekilde hazırlanmak da iyi bir profesyonel olmanın göstergesidir. Yani asıl profesyonellik insanın içindedir. Bu konu hakkındaki kararı ise doğal olarak dediğim gibi TFF verecektir.