TFF
ANA SAYFA
TFF
MİLLİ TAKIMLAR
LİGLER
KUPALAR
FGD
BİLGİ BANKASI
 
 
Joseph Attamah: "Topa tırnaklarımla tutundum" 1.03.2017
Joseph Attamah: "Topa tırnaklarımla tutundum"
Geri
İleri

Başakşehir'in 23 yaşındaki Ganalı oyuncusu, 2013'te U20 Dünya Kupası'nda Türkiye ile tanıştı ve bronz madalyayı boynuna taktı. Ertesi yıldan itibaren Adana Demirspor formasıyla izlediğimiz genç oyuncu bir istikrar abidesine dönüşünce Süper Lig'in kapısından Başakşehir formasıyla girdi. Futbolcu olabilmek için baba evinden ayrılan, kariyerinin kırılma noktalarında tırnaklarıyla futbol topuna tutunan "joker", hikâyesini TamSaha'ya anlattı.

Röportaj: Rasim Artagan

22 Mayıs 1994 tarihinde Gana'nın Başkenti Akra'da doğdun. Nasıl bir çocukluk geçirdin?

Akra yakınlarındaki Tema'nın sokaklarında ufak çocuklarla futbol oynayarak büyüdüm. Futbol benim için o kadar öne çıkmıştı ki, annem yemeğe çağırdığı zaman bile "Ben yemeyeceğim" deyip gece yarılarına kadar futbol oynardım. İştahım sadece futboldu.

Akra'nın sosyoekonomik yapısını bize anlatabilir misin? Zor bir hayat mı vardı; yoksa nispeten daha mı kolaydı?

Baktığınız zaman bizim Ganalı eski futbolcular, yeni futbolcular, aktörler, aktrislerin hepsi Akra'da yaşıyor. Akra öyle çok da azımsanacak bir şehir değil. Bu sebepten dolayı Akra'da doğduğum ve büyüdüğüm için çok da sıkıntı yaşamadım açıkçası. Çünkü Akra yaşanabilecek güzel bir şehir.

Aileni tanıyabilir miyiz?

Beş kardeşiz. Üç kız, bir erkek kardeşim var. Annem de babam da Akra'da yaşıyor.

Ailende senden başka sporla ilgilenen birileri var mı?

Erkek kardeşim de futbol oynuyor. Şu an 19 yaşında. Akra'ya çok yakın bir yerleşim yeri olan Tema'da oynuyor.

Futbola olan ilgin nasıl başladı, seni ilk fark eden kim oldu? Gana'daki futbol günlerini anlatır mısın?

Aslında beni keşfeden kimse olmadı. Daha önce de söylediğim gibi biz sokaklarda futbolu keyif almak için oynadık. Tema'da da bizim genç takımımız vardı. Her idmana giderdim ama maçlara gitmezdim. Çünkü çok da ciddiye almıyordum futbolu. Futbola olan sevgim yüzünden gidiyordum. İnsanlar beni izlesin diye futbol oynamak istemiyordum o dönem… Keyif almak için oynuyordum. Beni keşfeden birisi olmadı. Cumartesi ve Pazar günleri kendi aramızda yaptığımız maçlar oluyordu. O maçlardan birisinde birisi beni gördü ve "Bu takımda lisansın tasdik edilmiş. Bu takımın oyuncususun, öyleyse neden oynamıyorsun?" diye sordu. O zaman kafamda bir kıvılcım çaktı ve kendi kendime, "Evet, neden ben bu takımın oyuncusu olmuyorum" dedim. Bu şekilde karar verdim. İlk defa oynadığımız o maçta birisi gelip bana futbolcu olmam gerektiğini hatırlattı. O günden sonra futbola tırnaklarımla tutundum.

Burada şu soru aklıma geliyor. Bir yandan okul eğitimini sürdürüyor muydun? Hayatla ilgili ne gibi planların vardı?

Üzerimde biraz baskı vardı. Çünkü babam okulu bitirdikten sonra iyi bir işte çalışmamı istiyordu. Dişe dokunur bir iş yapmamı istiyordu. Bana sürekli, "Futbol oynayan çok insan var Gana'da. Ama birçoğu hiçbir şeyi başaramadı. Çok iyi para kazanamıyorlar. Senin de sonun onlar gibi olmasın. Elle tutulur bir iş yap. Futbol da neymiş?" diyordu. Bunlar istemediğim ve bana ters gelen şeylerdi. Ben de bunun neticesinde futbola devam etmek istediğim için, sonuna kadar gitmek istediğim için babamın evinden ayrılıp kendi başıma yaşayacağım ve kariyerimi sürdürebileceğim bir yol seçtim.

2013-2014 sezonunda Tema Youth takımında forma giydin. Orada nasıl bir futbol anlayışı vardı?

Tema Youth, adından da anlaşılacağı gibi sadece genç oyuncuları oynatan ve onları satarak para kazanan bir takım. Biz de hep şunu düşünürüz. Evet, bu kulüp bize bir şans veriyor. Biz de bu şansı iyi kullanırsak önce millî takıma, oradan da yurtdışına gitme şansımız olur… Oradan gelen oyuncular da elinden gelenin en iyisini vermeye çalışır. Ben de bu şansı yakaladım. Şansımı iyi değerlendirdim. Çünkü akabinde Gana Millî Takımı ile Afrika Kupası'na gittim. Oradan da Türkiye'de düzenlenen 2013 FIFA 20 Yaş Altı Dünya Kupası'nda forma giydim. Bu şansı iyi değerlendirdim.

Evet, Türkiye'de düzenlenen 2013 FIFA 20 Yaş Altı Dünya Kupası'nda üçüncülük madalyasını boynuna taktın. O turnuvayı nasıl anlatırsın?

Afrika Kupası'ndan bahsetmiştim. Orada kadroya çağrıldım ama bir sakatlık yaşamıştım. Bu sebepten dolayı kadrodan çıkarıldım ve evde tedavimi sürdürdüm. Tekrar bu Dünya Kupası şansı geldiğinde yerimde başka bir oyuncu vardı. "Ben bugünlere kolay kolay gelmedim. Yerimi kolay kolay kaybetmeyeceğim. Tekrar o formayı geri alacağım" diye kendi kendime söz verdim ve çalıştım. Baktığınız zaman Ganalı, Afrikalı büyük oyuncuların hepsinin geçmişinde bir fakirlik vardır. Ben de fakir bir aileden geldim. Gana Millî Takımı'nda oynayan o dönemki arkadaşlarımın da aileleri fakirdi. Biz hepimiz mücadele ettik ve sonunda da bu bronz madalyayı boynumuza taktık.

2014 yılında Adana Demirspor'a transfer oldun. Hatırladığımız kadarıyla Samsunspor da seni istiyordu. Transfer hikâyeni anlatır mısın?

Samsunspor ile iki kez görüştüm. Türkiye'de şöyle bir sistem var. Futbolun içerisinde olan insanlar bunu bilir. Böyle turnuvalarda ön plana çıkarsanız peşinizden bir çok menajer koşmaya başlar. Benim durumum da böyle oldu. Birçok kişi beni kulüplere söylemeye çalıştı. Benden habersiz birçok kişi kulüplerle irtibata da geçti. Samsunspor ile ilk görüşmemde de bir yanlış anlaşılma oldu. Menajerler arasında bir sıkıntı çıktı. Ben buraya kadar geldim. Samsunspor ile anlaşamadan geri döndüm. Bir sene daha Gana'da oynamam gerekti. İkinci sefer Samsunspor ile tekrar görüştüğümde bu sefer verdikleri teklif bana az geldi. Menajerim kendilerine daha iyi bir teklif vermeleri için süre tanıdı. Onlar da bu süre içinde gerekli cevabı vermeyince menajerim bir yandan Adana Demirspor ile görüşmeye başladı. Adana Demirspor'un da benim oynadığım pozisyonda eksiği vardı. Talihim yaver gitti. Adana Demirspor da beni istedi. Adana Demirspor maceram böyle başladı. Ama iki kez Samsunspor'un kapısından döndüm.

Adana Demirspor'da harika bir performans sergiledin. İlk sezon 40, ikinci sezon 36 maçta forma giydin. Gana'dan çıkıp gelen genç bir oyuncu için bu rakamlar müthiş. Nasıl bu kadar çabuk adapte oldun?

Türkiye'deki turnuvadan sonra birçok arkadaşım Avrupa ülkelerine transfer oldu; bir tek ben kaldım. Onlarla idmanlar sonrası hep konuşuyorduk. Onlar da beni motive ediyordu. Sonra kendimi birdenbire Adana Demirspor'da buldum. Bu benim için büyük bir şanstı. Ne olursa olsun tek sahip olduğum şey futbol oynamak ve benim de buna sahip çıkmam gerekiyor. Ben de en iyi şekilde sahip çıkmak istedim. Adana Demir'e geldiğimde şanslıydım. Çünkü beni çok iyi anlayan bir hoca vardı. Ünal Karaman ile ilişkilerim çok iyiydi. Yardımcı antrenörümüz Selçuk Hoca vardı. İngilizce çevirileri bana o yapıyordu. İdmanlardan önce veya sonra Ünal Hoca beni odasına çağırırdı. Benim neler yapabileceğimi söylerdi. Benden beklentilerini anlatırdı. Takım için neler yapacağımı anlatırdı. Ben de idmanlardan önce ve sonra ekstra çalışmalar yapardım. Onlar da benden sahip olduğum gücün daha fazlasını istedikleri için beni hep zorluyorlardı. Benden daha fazlasını alacaklarını biliyorlardı. Adana Demirspor'daki atmosfer ve yardımcı hocanın İngilizce konuşuyor olması benim bu rakamlara çıkmamı sağladı. Şöyle bir anekdot da var. Ben Adana Demirspor'a stoper olarak geldim. Stoper oynuyordum. Sonra ön libero konusunda kulüpte bir sıkıntı çıktı. Bu sıkıntıyı da takım içinden çözmek istiyorlardı. Menajerim yöneticilere söyledi. "Sizin takıma kazandırdığınız Attamah bu işi lâyıkıyla yapar" diye telkinde bulundu. Sonra Adana Demirspor'un bir hazırlık maçında beni denediler. Sahaya çıktım oynadım ve orada kaldım. Bugün hâlâ ön liberoda oynuyorum.

Geçtiğimiz yılın Haziran ayında Medipol Başakşehir ile sözleşme imzaladın. Transfer hikâyeni anlatır mısın?

Geçen yıl Süper Lig'e yükselme şansımızı Alanyaspor karşısında penaltılarda kaybettik. Benim de o dönem Adana Demirspor ile kontratım bitmişti. Kulüp aramak menajerimin işi. Ben de saha içinde yaptığım işten sorumluyum. O zamana kadar basında haberler çıktı. Trabzonspor'a 5 yıllık imza attığım yazıldı. Gençlerbirliği, Bursaspor gibi takımların bana talip olduğu iddia edildi. Bunlardan birisi Başakşehir değildi açıkçası. Ben de Gana'ya gitmeden bu işi çözmek istiyordum. Menajerim bana, "Bir-iki hafta Türkiye'de kalman gerekebilir" dedi. Türkiye'de bekledim. Gençlerbirliği'nin bir teklifi vardı. Menajerim bir gün beni aradı ve "Uçak biletini alıyorum, İstanbul'a geliyorsun. Senin için İstanbul'da çok güzel bir kulüp buldum. Kendini evinde hissedebileceğin bir yer" dedi. Başakşehir ile görüştüm ve anlaştım. İlk başta kafamda yoktu ama sonra bana en ciddi şekilde yaklaşınca teklifi kabul ettim ve Başakşehir'e geldim.

Bu sezon U21 liginde bir maç forma giydin, ardından röportaj yaptığımız güne kadar 5 Süper Lig, 7 Türkiye Kupası, 1 de Avrupa Ligi maçında formanı terlettin. TFF 1. Lig'den sonra Süper Lig seviyesi seni zorluyor mu?

Süper Lig'le TFF 1. Lig arasında çok fark var. Süper Lig'de her şey daha üst seviyede. Taktik çok ön plana çıkıyor. TFF 1. Lig'de açıkçası çok fazla taktik yok. Hakkını yemek istemem kimsenin. Hocalar orada da analiz yapıyor ve önem veriyor. Ama mesela benim burada gördüğüm fark şudur. Her hafta için farklı planlarımız var. Bunlar bize öğretiliyor. İyice kafamıza kazınıyor. İdmanlarımızı buna göre şekillendiriyoruz. Süper Lig ile TFF 1. Lig arasındaki farkı belirleyen bence bu taktiksel anlayış. Taktiksel anlayış Süper Lig'de çok daha fazla, TFF 1. Lig'de ise yok denecek kadar az.

Medipol Başakşehir tam anlamıyla oturmuş bir takım ve şampiyonluk yarışında rakiplerini kovalıyor. Takımın şu anki durumunu nasıl değerlendiriyorsun?

Şunu söylemeliyim öncelikle. Başakşehir'e geldiğim için kendimi çok şanslı hissediyorum. Zaten geçtiğimiz sezonu dördüncü sırada bitiren; Avrupa kupalarına gitmeye hak kazanmış bir takım vardı karşımda. Böyle bir takımın içine geldim. Burada bir aile gibiyiz. Bu ailede herkes birbirini çok seviyor. Hem iyi futbolcu hem de çok iyi insanlardan kurulu bir takımız. Hocalar da aynı şekilde. Hepsi çok iyi insan, iyi antrenör. Kulüp çalışanları da mükemmel. Burada herkes çok iyi. Ciddi anlamda bir aile ortamımız var. Herkesin kendine göre hedefleri var. Yaşamak istediği mutluluklar var. Futbol bittikten sonra geçmişe dönüp baktığınızda insanlara, "Ben bu sezon, bu takımda, bu kupayı kazandım, bu şampiyonlukları yaşadım" diyebiliyorsunuz. Ligin ilk yarısını birinci sırada bitirdik, şu an ikinci sıradayız. Arkadaşlarımın da benim de bir hayalimiz var. Bu hayali gerçeğe dönüştürmek için elimizden geleni yapacağız.

Medipol Başakşehir'in çok kaliteli bir oyuncu grubu var. Önemli yıldızlar var. En son Emanuel Adebayor eklendi kadronuza… Yıldız futbolculardan neler öğreniyorsun?

Ben aslında iyi bir gözlemciyimdir. Takımımızda çok önemli isimler var. Bir çırpıda söylemek gerekirse Emre Belözoğlu, Adebayor, Mossoro, Doka, Visca gibi oyuncularla oynamak bir ayrıcalık. Hem oyunumu oynamaya çalışıyorum hem de her birinden bir şeyler öğrenmeye çalışıyorum ki futbolum gelişebilsin. Futbolum ancak bu şekilde gelişebilir. Çünkü halen genç bir oyuncuyum. Bu oyuncularla oynadığım için şanslıyım. Bana ancak hatalarım söylendiği zaman ben bunun üzerine koyabilirim ve daha iyi hale gelebilirim. Çok şanslıyım bu oyuncularla oynadığım için…

Biraz da Gana Millî Takımı'ndan bahsedelim. Şu an Dünya Kupası Afrika Elemelerinde Mısır ve Kongo'nun ardından üçüncü sıradasınız. Bir altınızda Kongo yer alıyor. Önünüzde dört maç daha var. Sence 2018 Dünya Kupası'nda Gana'yı görebilecek miyiz?

Futbolda her şey mümkün. Her şey bir anda değişebilir. Bulunduğumuz pozisyonu değiştirmek bizim elimizde. Dünya Kupaları tarihine baktığımız zaman Afrika takımları olarak kendimize bir yer bulduk. Bence "Acaba gidebilir miyiz, olur mu, yapabilir miyiz?" deyip enerjimizi buraya harcayacağımıza, "Evet, bu kupaya gideceğiz" demeliyiz ve tüm gücümüzü buna harcamalıyız. A Millî Takım'ın geniş kadrosuna çağrıldım ama Afrika Kupası'na gidemedim.

Türk Millî Takımı'nın maçlarını izliyor musun? Millî Takımımızı nasıl buluyorsun?

Bence Türk Millî Takımı çok iyi oyunculara sahip. İyi takımlarda oynayan futbolcular var. En son Avrupa Şampiyonası'nda izlemiştim. Millî Takım'ın şanssızlığı oldu. Bir üst tura çıkamaması bence büyük şanssızlıktı. Ama iyi bir takım ve iyi oyuncuları var.

Her oyuncunun bir hayali vardır. Sen de kariyerinin henüz daha çok başındasın. Kendini nerelerde görmek istiyorsun? Hangi ligler ya da takımlarda forma giymek istersin?

Benim hayalim bir gün Premier Lig'de oynamak. Hangi oyuncuya sorarsanız sorun size bu cevabı verecektir. Ama biliyorum ki şu an Premier Lig'in yolu buradan geçiyor. Başakşehir'de iyi oynamam, üst düzey performans göstermem gerekir ki, bir İngiliz kulübüne transferim gerçekleşsin. Benim önceliğim Başakşehir. Buradaki hedefleri gerçekleştirmem gerekir ki ileride bir Premier Lig kulübüne gidebileyim.

Orta sahada forma giyiyorsun. Pozisyonunda örnek aldığın oyuncular kimler?

Leicester City'de forma giyen Ganalı Daniel Amartey'i kendime örnek alıyorum. Çünkü baktığınız zaman ben joker pozisyonunda oynayan bir futbolcuyum. İhtiyaç duyulan pozisyonlarda forma giyebiliyorum. Daniel Amartey de ön liberoda oynayabiliyor, stoperde oynayabiliyor, sağ bekte forma giyebiliyor, takımın nerede ihtiyacı varsa orada oluyor. Ben de kendime onu örnek alıyorum.

Abdullah Avcı çok deneyimli bir teknik adam. Kendisiyle nasıl bir ilişkin var?

Çok iyi bir ilişkimiz var. Baba-oğul gibiyiz diyebilirim. Sadece bana değil, herkese karşı yaklaşımı böyle hocanın. Öyle bir ilişkimiz var. Benim transferimi isteyen kendisiydi zaten.

İstanbul'da nasıl bir sosyal hayatın var? Boş zamanlarında neler yapıyorsun? Hobilerin neler?

Adana'dan sonra hayatımda değişen çok fazla bir şey olmadı. Çünkü ben evcimen bir insanım. Evden tesise, tesisten eve gidiyorum. O yüzden değişen tek şey şehir oldu. Yaşam tarzımda çok bir şey değişmedi. Şöyle bir gerçek var. Adana'da dışarı çıktığınız zaman sizi kesinlikle rahat bırakmıyorlar. Adana'da yaşayan taraftarlar takımlarını ve şehirlerini çok seviyor. Yarım saatliğine bile dışarı çıksanız, en az iki saat kalabiliyorsunuz. Çünkü önünüzü kesiyorlar, herkes konuşuyor ve bir şey söylüyor. İstanbul'da rahat rahat yürüyebiliyorum ama Adana'da asla böyle rahat yürüyemiyorum.

Peki, o zaman şalgam ve kebap diyelim… Bize ne söylersin?

Hem kebabı hem şalgamı çok seviyorum. Takım arkadaşlarımla sürekli dışarı çıkar ve kebap yer, şalgam içeriz. Adana'da bir arkadaşım daha var, o da beni sürekli kebap yemeye götürürdü.

Süper Lig'deki ilk golünü daha önce formasını giydiğin şehrin bir başka takımı olan Adanaspor'a attın. Neler hissettin?

Benim için çok mutluluk verici bir andı. Çok mutlu oldum o golü atınca. Çünkü daha önce oynadığım bir stattı. Biliyorsunuz Adanaspor ile Adana Demirspor derbisi çok özeldir. Üst düzeyde oynanan bir maçtır. İki takımın taraftarı da çok ateşlidir. Özellikle Adana Demirspor'da oynarken Adanaspor ile oynadığımız bir maçta bir asist yapmıştım; golü ben atmamıştım. Ama bu sefer golü ben attım. Adana Demirspor'un ezeli rakibine golü Adana'da atmak benim için çok keyifliydi. Bununla ilgili Demirspor taraftarlarından çok mesaj aldım. Ben de çok mutlu oldum. Adana'da yolda yürürken sokakta hem Demirspor hem Adanaspor taraftarına rastlıyorsunuz. Bir yandan Demirspor taraftarı diyor ki; "Bir yere gitme, bizimle kal…" Diğer yandan Adanaspor taraftarı da, "Onları bırak bize gel" diyor. Ama ne olursa olsun Adana'da yaşarken bir takımdan rakibe gitmek çok hoş karşılanmıyor. Bu mesela Tiago'nun başına geldi. Adanaspor'dan Adana Demirspor'a gitti. Çok keyifli zamanlar yaşadığını düşünmüyorum.

Geri
İleri
Site İçi Arama
Detaylı Arama
 
 
 

İletişim | Site Haritası | Kopya Hakları | Kullanım Şartları | Sponsorlar
Tüm hakları Türkiye Futbol Federasyonu'na aittir.