TR
EN
Site İçi Arama
Detaylı Arama
Kenan Karaman: "Cenk Tosun örnek olmalı" 1.12.2017
Kenan Karaman: "Cenk Tosun örnek olmalı"
Geri
İleri
Hannover 96 formasıyla Bundesliga'nın banko oyuncuları arasına giren 23 yaşındaki forvet, Mirce Lucescu'nun umut bağladığı gençlerden biri. Hücum hattının her bölgesinde oynayabilen genç yetenek, Almanya'da kendisini kabullendirme sürecini anlatırken Türkiye'deki yerli-yabancı tartışmasına da farklı bir perspektiften bakıyor ve Cenk Tosun'u hem kendisine hem de tüm genç oyunculara örnek gösteriyor.

Röportaj: Mazlum Uluç / TamSaha

Seninle ilk röportajı yaptığımızda Genç Millî Takımlarımızda oynayan bir oyuncuydun ve bir gün A Millî Takım'da oynama hayalleri kuruyordun. Bugün A Millî Takım kampındasın ve yeniden yapılanma sürecinde umut bağlanan oyunculardan birisin. Geldiğin nokta hakkında neler söylersin?

Siz de biliyorsunuz ki, en başından beri çok çalışmanın sihrine inanan bir oyuncuyum. Bugünlere de çok fazla çalışarak geldiğimi ve bugün A Millî Takım kadrosunda bulunmanın gururunu yaşadığımı söyleyebilirim. Almanya'daki kariyerim hep kendimi ispatlamaya çalışmakla geçti. Takımım Hannover 96'nın başarısı için döktüğüm ter, bana Millî Takımımızın da kapılarını açtı.

Hoffenheim'daki ısınma hareketlerinden sonra Hannover 96'da gerçek bir Bundesliga oyuncusu oldun. Orada küme düşme üzüntüsünü de geri dönme sevincini de yaşadın. Bu tecrübelerin sana neler kazandırdığını düşünüyorsun?

Hannover'le küme düştüğümüzde güzel duygular hissetmedik elbette. Herkesin morali bozuldu. Hannover gerçekten bir futbol şehri ve insanlar büyük bir hayal kırıklığına uğradı. O dönemde takımdan ayrılmayı düşünmedim. Çünkü takımın daha da güçlenerek yeniden Bundesliga'ya döneceğini biliyordum. Benim açımdan da daha çok oynama fırsatı doğacağının farkındaydım. Nitekim öyle de oldu. Bir sene içinde Bundesliga'ya döndük. Benim için de çok faydalı bir tecrübe oldu çünkü genç yaşımda 30'un üzerinde maça çıktım. Bu süreçte kendimi daha da geliştirdiğimi düşünüyorum. Bir de düştüğü yerden yeniden ayağa kalmak insanın özgüvenini artırıyor.

Bu sezonki performansına bakarak Millî Takım'a çağrılmayı bekliyor muydun?

İnsan her zaman böyle bir beklenti içinde oluyor elbette. Gerçekçi olmak gerekirse ben Millî Takım hayali kurmak yerine Bundesliga'daki performansımı ön plana çıkarmaya çalıştım. Çünkü orada iyi olursam böyle bir fırsat yakalayabileceğimi biliyordum. Dünya Kupası elemelerinin ardından Millî Takım'ın yeni bir yapılanmaya gideceğini de tahmin ediyordum. Benim için çok güzel bir şans doğduğunu düşünüyorum.

Emre Mor sakatlığı sebebiyle kadrodan çıkartılsa da ilk davet edilen 26 oyuncudan 13'ü altyapı eğitimlerini Avrupa ülkelerinde almış isimler. Tam yarı yarıya. Bu tabloyu nasıl değerlendiriyorsun?

Türk oyuncuların Avrupa'da kendisini kanıtlaması ve bugün Millî Takım kadrosu altında toplanması önemli bir başarı. Tabiî sadece Avrupa'dan gelen oyuncular değil, Türkiye'den de Avrupa'ya giden oyuncular var Millî Takım'da. Türkiye'den Avrupa'ya gitmek daha farklı. Biz orada doğup büyüdük ama buradan giden oyuncular için adaptasyon süresi gerekiyor. Yine de büyük bir adım bu. Millî Takım için güzel bir tablo oluştuğunu düşünüyorum. Ama şunu da söylemek lâzım; Türkiye'de altyapılardan çok fazla oyuncu yetişmiyor ya da yetişenler oynama fırsatı bulamıyor. Böyle bir sıkıntının da varlığı gerçek. Bu kadar büyük, genç nüfusu bu kadar fazla, futbolun bu kadar çok sevildiği bir ülkede neden yeterince oyuncu üretilemediğine insan şaşırıyor elbette. Almanya özelinde bu konu hakkında şunları söyleyebilirim; orada altyapıdan A takıma kadar düzenli bir organizasyon var. Almanlar 20 yıl önce kurdukları bu sistemi başarıyla sürdürüyor.

Bundesliga'da oynayan Türk oyuncu sayısı geçmişe oranla artsa da çok fazla sayılmaz. Bu durumda senin Bundesliga'da sürekli oynayan bir oyuncuya dönüşmen biraz daha değer kazanıyor. Bugünkü konumunu nasıl sağladığını düşünüyorsun? Kendini nasıl kabullendirdin?

Almanya'da bir Türk oyuncunun Alman rakiplerini geçebilmesi için iki gömlek daha fazla çalışması gerekiyor. Tabiî şans da önemli. Hocanın sizi tutması ve şans vermesi, bu şansı bulduğunuzda da iyi değerlendirmeniz gibi faktörler var. Bazen oynayamadığınız hatta kadroya bile giremediğiniz dönemler de oluyor. Ama o zaman da küsmemeniz, çok çalışmaya devam etmeniz ve kendinizi her zaman oynayacakmış gibi hazır tutmanız gerekiyor. Şans geldiğinde bunu en iyi şekilde değerlendirmeniz ve kendinizi ispatlamanız lâzım. Ben o şansı iyi kullandığımı düşünüyorum.

Teknik direktör Lucescu, 2020 Avrupa Şampiyonası elemelerine kadar geçecek süreçte 8-9 hazırlık maçıyla yeni bir kadro ve yeni bir oyun anlayışı oturtmayı planlıyor. Sen bu planın içinde kendini nerede görüyorsun?

Öncelikle hedefim Millî Takım'da kalıcı olmak. Burada verilecek şansları en iyi şekilde kullanmak zorundayım. Lucescu'nun disiplinli bir teknik adam olduğunu biliyorum. Futbol anlayışıyla kendisini dünyaya kabul ettirmiş bir hoca. Onun isteklerini anlamak ve sahada yerine getirebilmek için çok dikkatli ve konsantre olmak gerekiyor. Eğer hocanın isteklerini sahada uygulayabilirsem hem Millî Takım'a katkı sağlayabileceğimi hem de kalıcı olacağımı düşünüyorum. En önemli nokta, hocanın aklındaki sistemi bir oyuncu olarak sahaya nasıl koyacağım.

2018 Dünya Kupası'na gidemedik ama geleceğe umutla bakmaya çalışıyoruz. Gerçi henüz EURO 2020 elemelerindeki rakiplerimiz belli değil ama Türk futbolunun potansiyeline baktığında gelecekle ilgili nasıl bir perspektif çizersin? Bugünkü kadroda yer alan oyuncuların bir bölümünü de Genç ve Ümit Millî Takımlardan tanıyorsun…

Kadroda çok sayıda kaliteli oyuncu olduğunu görüyorum ama ben asıl meselenin takım olarak sahaya ne yansıttığımızla ilgili olduğunu düşünüyorum. Geçtiğimiz yıllarda da Millî Takımımızda çok büyük isimler, çok kaliteli oyuncular var oldu. Ama takım olarak istenenleri sahaya koyamıyorsanız sonuç almanız zorlaşıyor. Takım ruhu ve arkadaş grubu çok önemli. Bu kadrodaki birçok oyuncu birbirini tanıyor. Bu da önümüzdeki dönem için bir avantaj olabilir. Alt kategorilerde beraber oynadık, beraber zaman geçirdik. Millî Takım'a gelen her oyuncunun zaten belirli bir kaliteye sahip olduğunu düşünüyorum. Dediğim gibi, önemli olan bu kaliteyi takım ruhuna ve takım oyununa dönüştürebilmek. Ama yeni bir takımız ve antrenmanlarda hocamızın istediklerini ne kadar sürede sahaya yansıtabiliriz; bu da ayrı bir konu. "Hoca ve kadro değişikliği oldu, hemen her şey değişsin" diye büyük beklentilere girmemek gerekiyor. Hocanın aklında bir sistem var ve bunun oturması, oyuncuların bu sisteme alışması için zamana ihtiyaç var.

Genç Millî Takımlarda seni santrfor olarak izliyorduk ama yavaş yavaş bir kanat oyuncusuna dönüştüğünü görüyoruz. Bu senin tercihin mi yoksa o bölgede görev verildiği için mi kanatlarda oynuyorsun? Futbol becerilerini sahaya en iyi biçimde yansıttığın mevki neresi?

Dediğiniz gibi, Genç Millî Takımlara geldiğim ilk dönemlerde santrfordum. Ama zamanla forvetin her bölgesinde görev alabilen bir oyuncuya dönüştüm. Sağ-sol açık ya da santrfor arkasında da görev yapıyorum. Bundesliga'da çoğu maçımı kanatlarda oynadım. Ancak ben en çok santrfor oynamaktan hoşlanıyorum. Hocalar süratimi ve tekniğimi de beğendiği için beni kanatta değerlendirmeyi tercih ediyor.

Türkiye'den pek çok takımın da seninle ilgilendiğini biliyoruz. Gelecekle ilgili nasıl planlar kuruyorsun?

Ben geleceğimi Avrupa'da görüyorum. Orada kendimi daha fazla kanıtlamak, daha iyi takımlarda oynamak istiyorum. Tabiî Türkiye'de oynamak da güzel bir duygu. Orada da çok güzel statlarla birlikte harika bir atmosfer oluştu ama benim önceliğim Avrupa'da kalmak.

Kendine örnek aldığın, beğendiğin oyuncular var mı?

Cenk Tosun gerçekten çok iyi yerlere geldi. Bu yıl en iyi sezonlarından birisini yaşıyor. Hem Süper Lig'de hem de Şampiyonlar Ligi'nde çok iyi işler çıkartıyor. Bu onun kalitesini gösteriyor. O da benim gibi Almanya'da doğdu, büyüdü ve yetişti. Türkiye'ye de genç yaşta geldi. Bu aslında hiç de kolay bir iş değil. Almanya'daki ortama alıştıysanız Türkiye'ye gelmek de bir risk. Ama burada çok çalıştığını düşünüyorum. Beşiktaş'ta her zaman önüne bir santrfor konuldu ama asla yılmadı, pes etmedi, küsmedi ve bunun meyvelerini şimdi yiyor. Cenk ağabey her anlamda önemli ve örnek alınacak bir oyuncu.

Lucescu, TamSaha'ya verdiği röportajda Türk oyunculara "Kendilerini Millî Takım'a gelmeye, daha iyi oynamaya motive etmeleri lâzım. Türk oyuncuların hepsi için söylüyorum. Kendilerini kabul ettirsinler, potansiyellerini göstersinler" çağrısını yapıyor. Cenk Tosun örneği, bu anlamda yabancı oyuncularla Türk oyuncuların rekabetindeki abidevî bir örnek olarak çok dikkat çekici diye düşünüyorum.

Bu insanın içinde olacak. Biraz da karakter meselesi. Ne yazık ki biz Türklerin mantalitesinde küsme duygusu çok fazla. Kendimizi hemen bırakıveriyoruz. Bu nokta çok kritik. Ama o dönemlerde ayakta kalmak, hem saha içinde hem de özel hayatında futbol için yaşamak, disiplinli olmak ve çalışmak gerekiyor. Cenk ağabeyin bunu başardığını düşünüyorum. Türkiye'de oynayan her Türk futbolcu için çok iyi bir örnek. Sonuçta hocanızı etkileyecek olan şey sahadaki performansınızdır. Yabancı oyuncu geldi diye kenara çekildiğinizde zaten kaybedersiniz.

Alman medyasının sana yaklaşımı nasıl?

Benimle ilgili çok pozitif yayınlar yapılıyor. Disiplin bir oyuncu olduğum ve Almanlar da disipline önem verdiği için sanırım beni beğeniyorlar. Elbette Türküm ama orada başarılı olmak için Alman mantalitesiyle düşünmem gerekiyor. Sanırım bunu başarabildiğim için de olumlu yansımalarla karşılaşıyorum.

Geri
İleri