TamSaha 132. Sayı / Kasım 2015

78 79 Yıllar yılı Yunanistan Avrupa’nın vasat altı futbol ülkelerinden biri olmuştu. Hatta 1987’de Yunanis- tan’ın basketbolda Avrupa şampiyonluğuna ulaşması ve 1990’larla birlikte Panathinai- kos’la Olympiakos’un Avrupa’nın en güçlü basketbol takımlarından ikisi haline gelmesi, ülkede futbo- lun popülaritesinin, basketbolun- kinin gerisine düşmesine bile yol açmıştı. 1994 Dünya Kupası elemelerinde Yunanistan beklentilerin çok daha ötesine geçmiş ve Rusya’yı geride bırakıp grubunu lider ta- mamlayarak ABD vizesi almıştı. Bu, başlangıçta futbolun ülkede yeniden eski popülaritesini ka- zanması açısından bir şans olarak görülüyordu belki ama ABD’deki turnuvada oynadığı üç maçta ka- lesinde 10 gol görürken rakip file- leri bir kez bile havalandıramayan ve üç mağlubiyetle hemen evine geri dönenmillî takımın bu nok- tada faydadan çok zararı olacaktı. Söz konusu acı tecrübenin üze- rinden yaklaşık 10 yıl geçmişti. Yunanistan bir kez daha büyük bir turnuvaya katılıyordu. EURO 2004 elemelerinde İspanya ve Ukrayna gibi takımları geride bı- rakmayı başarmışlar, oynadıkları son altı maçın hepsini kazanmış- lardı. Buna rağmen kimse Yuna- nistan’dan Portekiz’deki turnuva- da bir şeyler yapmasını beklemi- yordu. Hatta Yunanlar bile 10 yıl önceki facianın bir benzerini ya- şamaktan korktukları için turnu- vaya tedirgin bir bakış açısıyla yaklaşmaktaydı. Ancak futbol tarihinin en büyük mucizelerinden biri gerçekleşmek üzereydi. Turnuvanın açılış ma- çında ev sahibi Portekiz’i 2-1’le deviren Yunanistan, ardından da İspanya ile 1-1 berabere kalmayı başarmıştı. Bu sonuçlarla gruptan da çıkan Yunanlılar, sonrasın- daysa dünyadaki tüm futbolse- verleri oynadıkları her maçta biraz daha şaşırtıyor ve sırasıyla Fransa, Çek Cumhuriyeti ve tek- rar Portekiz’i 1-0’lık skorlarla ge- çerek Avrupa şampiyonluğuna uzanıyordu. Böylesine ani ve hızlı bir yükseli- şin devamını getirmek kolay de- ğildi. Nitekim 2006 Dünya Kupası elemelerinde Yunanistan; Uk- rayna, Türkiye ve Danimarka’nın arkasında kalarak büyük hayal kırıklığı yaşayacaktı. Fakat bun- dan sonrasında artık her büyük turnuvaya katılmayı alışkanlık haline getiren bir Yunanistan vardı. Evet, belki EURO 2004’teki gibi bir mucize bir daha yaşanma- yacaktı belki ama Yunanistan öyle ya da böyle üst üste dört büyük turnuvaya gitmiş ve Avru- pa’da Almanya, İspanya, Fransa, Portekiz, Hollanda ve İtalya ile bir- likte bunu başaran yedi takımdan biri olarak kıta içerisinde hatırı sayılır bir prestij kazanmıştı. Da- hası, söz konusu dört turnuvada Yunanistan fena sayılmayacak işler de yapmıştı. EURO 2012’de YUNANİSTAN Bir devrin sonu çeyrek final oynayan “Komşu”, 2014 Dünya Kupası’nda da ikinci tura çıkmış, çeyrek finaliyse Kosta Rika’ya penaltılarla teslim olarak kaçırmıştı. EURO 2016 elemeleri öncesinde Yunan Millî Takımı adına böyle- sine olumlu bir tablo zatenmev- cuttu. Kuralar çekildiğindeyse işleri bir kat daha kolaylaşmış gi- biydi zira eleme grubundaki ra- kipleri Romanya, Macaristan, Kuzey İrlanda, Finlandiya ve Faroe Adaları olmuştu. Söz konusu ta- kımlardan Finlandiya ve Faroe Adaları’nın tarihinde büyük bir turnuvaya katılmışlığı zaten yoktu. Macaristan ile Kuzey İr- landa ise en son 1986 Dünya Ku- pası’nda boy göstermişlerdi. Bu dört takıma göre yakın dönemde daha başarılı olan Romanya bile en son EURO 2008’e katılabilmişti. Böylesine elverişli bir ortamda, üstelik ilk ikiye giren takımlar doğrudan Fransa’ya gidiyorken, Yunanistan’ın Fransa’da yer al- mayacağını düşünen de nere- deyse yoktu. Ne var ki Yunanistan elemelere tatsız bir başlangıç yapıyor ve ilk maçında kendi sahasında Ro- manya’ya tek golle boyun eği- yordu. Yine de bumağlubiyetin de üzerinde çok durulmadı, çoğu Yu- nanlı böyle bir durumda bile en kötü ihtimalle ikinci olacaklarını düşünmekteydi. Keza ardından Finlandiya deplasmanında alınan 1-1’lik beraberlik de yolun sonu olarak görülmemişti. GelgelelimYunanistan üçüncü maçında evinde Kuzey İrlanda’ya 2-0mağlup olunca vaziyetin çok kötü bir noktaya doğru gittiği yavaş yavaş fark edilmeye baş- landı. 14 Kasım 2014’te Pire’de Faroe Adaları’na 1-0 kaybedilme- siyse belki de Yunan futbol tarihi- nin dip noktası olarak kayıtlara geçiyordu. Takımgrupta son sı- raya çakılıp kalmıştı. 2014 Dünya Kupası sonrasında göreve gelen teknik direktör Claudio Ranieri ile bumağlubiyet sonrasında yollar ayrılacaktı. Fakat Ranieri’nin ye- rine gelen Sergio Markarian da kötü gidişin önüne geçemeye- cekti. 2015’e Macaristan deplasmanında alınan golsüz beraberlikle başla- yan Yunanistan’ın en azından kâğıt üzerinde devam eden şan- sıysa 13 Haziran’da Faroe Ada- ları’na bu kez deplasmanda 2-1 mağlup olunmasıyla hepten yitip gitti. Ayrıca Faroe Adaları bu defa da Markarian’ın görevine son ve- rilmesine neden olmuştu. Yola Kostas Çanas ile devam eden Yunanistan, sadece sonmaçında, Macaristan’ı 4-3 yenebildi ki bu müstesna galibiyet de grup so- nunculuğundan kurtulmalarına yetmedi ve elemeler tarihinde ilk kez kuraya seri başı olarak giren bir takım, o grubu son sırada ta- mamlamış oldu. Yugoslavya, parçalanmadan evvel Avrupa’nın en önde gelen futbol ülkelerinden birisiydi. 1960’taki ilk Avrupa Şampiyo- nası’nda final oynayan, 1930 ve 1962 Dünya Kupalarında da yarı finale kadar giden Yugoslavya, 1968’de bir kez daha Avrupa ikin- cisi olmuş, bunun haricinde de üç Dünya Kupası çeyrek finali gör- müştü. Bu başarılara karşın, Yugos- lavya’nın dağılması sonrasında, birliğin çekirdeğini oluşturan Sırpların yüzü futbolda bir türlü SIRBİSTAN Yugoslavya'nınmirasyedileri

RkJQdWJsaXNoZXIy NTU4NA==