TFF
ANA SAYFA
TFF
MİLLİ TAKIMLAR
LİGLER
KUPALAR
FGD
BİLGİ BANKASI
 
 
Hakan Arslan: "Dönüşüm daha güçlü oldu" 1.05.2020
Hakan Arslan: "Dönüşüm daha güçlü oldu"

Bir dönem oyuncu fazlalığı yüzünden kiralık olarak gönderildiği Sivasspor'a geri dönüp takım kaptanlığına yükseldi. Güngören Belediyespor'da başlayan kariyerini Samsunspor, Kasımpaşa, Sivasspor çizgisinde hep üzerine koyarak sürdürüyor. Yıllar geçtikçe kalitesini yükselten ve olgunlaştıkça göze daha çok çarpan kaptan, kariyer öyküsünü ve hedeflerini TamSaha'ya anlattı.

Röportaj: Rasim Artagan / TamSaha

Seni önce Samsunspor'da, ardından da Sivasspor'da gösterdiğin istikrarlı performansla tanıyoruz.  18 Temmuz 1988 İstanbul doğumlusun. Öncelikle futboldan öncesi nasıl bir çocukluk geçirdin?

Evet, İstanbul Fatih doğumluyum. Aslen Kastamonuluyum. Çocukluğum Güngören'de geçti. Futbola da Güngören Belediyespor altyapısında başladım. Tabiî daha öncesinde İstanbul'daki her semt çocuğu gibi futbolla sokakta tanıştım. Mahallede, arkadaşlarımız arasında top peşinde koşmaktan en sonunda bir kulübün altyapısına yazılma isteğiyle birlikte futbol hayatım Güngören Belediyespor altyapısında başladı. Uzunca bir süre altyapıda geçti. Çok küçük yaşta başladım. 9 yaşındaydım. 13-14 sene Güngören Belediyespor formasını giydim. Bu takımda profesyonel oldum.

Aileni tanıyabilir miyiz? Annen, baban, varsa kardeşlerin neler yapıyor? Bize aileni biraz anlatır mısın?

Orta halli bir ailede büyüdüm. Babam kaynakçı, annem ise ev hanımıydı. Üç kardeşiz. Bir kız kardeşim ve bir de ağabeyim var. Ortanca evlattım ben. 2011'de evlendim. Üç kızım var. İkizlerim 6 yaşında, küçük kızım ise iki yaşına girmek üzere.

Ailende senden başka sporla uğraşan birileri var mı? Ya da sen ailende birilerini spora yönlendiriyor musun? Eğitimlerine katkıda bulunuyor musun?

Ailemde benden başka sporla ilgilenen yok. Elimden geldiğince çocuklarımı spora yönlendirmeye çalışıyorum. İki yıldan beri de jimnastiğe gönderiyorum. İnşallah onları da arzu ederlerse sporcu olarak görmek istiyorum.

Kararlı ve çalışkan

Seninle birlikte futbola başlayan birçok arkadaşın bugün futbolcu olamadı ama sen başardın ve kariyerinde emin adımlarla ilerliyorsun. Diğer arkadaşlarına göre neleri farklı yaptın da bugün başarılı bir futbolcu olabildin?

Bugünlere gelmemdeki en büyük sebepler kararlılığım ve çalışkanlığım. Benden daha yetenekli arkadaşlarım olmasına rağmen ben onlardan her zaman daha fazla çalıştım. Her zaman daha kararlıydım ve her zaman başaracağıma inanıyordum. Bu sebeplerden olsa gerek şu anda Sivasspor gibi büyük bir takımın kaptanlığını yapıyorum.

Okul eğitimini nereye kadar sürdürebildin?

Haliç Üniversitesi Spor Akademisi'ni kazandım ama henüz birinci sınıftayken Samsunspor'a transfer olunca gidemedim. Bu sebeple üniversite terk diyebiliriz.

1998'den 2010-2011 sezonunun sonuna kadar Güngören Belediyespor'da forma giydiğini görüyoruz. Orada nasıl bir altyapı eğitimi aldın? Neler öğrendin? Bu kadar uzun bir zamanda neler yaşadın?

Dediğim gibi uzun yıllar Güngören Belediyespor'un altyapısındaydım. Altyapıda iyi bir jenerasyonumuz vardı. Özellikle 1988-89 jenerasyonumuz gerçekten çok kaliteli ve başarılı bir jenerasyondu. Birçok defa Türkiye Şampiyonası'na katıldık. İstanbul İl Birinciliğimiz oldu. Almış olduğum eğitim benim temel taşlarımı oluşturuyor şu anda da. Çalışmayı sevmem de bu eğitimden kaynaklı olsa gerek diye düşünüyorum. O altyapıdan çıkan birçok arkadaşımız halen daha liglerimizde futbol oynuyor.

2011-2012 sezonu ile birlikte kariyerin değişiyor ve Samsunspor'un yolunu tutuyorsun. Transferin nasıl gerçekleşti? Ayrıca 1. Lig'den, Süper Lig'e geçmiş oluyorsun. İki lig arasındaki farkları da anlatır mısın?

Güngören Belediyespor'dan Süper Lig ekibi Samsunspor'a transferimin en büyük etkenlerinden biri kuşku yok ki rahmetli Turhan Özyazanlar Hocamdır. Daha önce geçmişte Samsunspor'da çalıştığından ötürü beni buraya önermişti. Bu önerisi doğrultusunda da Samsunspor'un radarına girdim. Defalarca maçlarımıza geldiler, izlediler ve beğendiler. O zaman 400 bin lira bonservis bedeli artı iki oyuncu karşılığında Samsunspor'un yolunu tuttum. Tabiî alt ligden gelmenin dezavantajlarını da yaşadım. Süper Lig bambaşka bir deneyim ve bambaşka bir kategori. Daha önce 2. Lig'de, 1. Lig'de ve Süper Lig'de de oynadım. Birçok farklılıklar var. 2. Lig'de futbol kalitesi biraz daha düşük. 1. Lig'de kalite artıyor. Süper Lig'de kalite artık çok üst seviyede… Tabiî burada sadece oyuncu açısından kalite, klas, çalışkanlık yetmiyor. Hepsinden birer parça olması gerekiyor. Zaman içinde tecrübe kazanarak Süper Lig'de de tutunmayı başardım.

Hiçbir zaman ümitsizliğe kapılmadım

Samsunspor o sezon küme düşüyor. Sen yeniden 1. Lig'e geri dönüyorsun ve bir sezon daha 1. Lig'de oynuyorsun. Ancak istikrarlı bir görüntü çiziyorsun. O günlerde neler yaşadın?

Samsunspor'da oynadığımın ilk sezonumda Süper Lig'den düştük ve 1. Lig'e geri döndüm. Ancak hiçbir zaman ümitsizliğe kapılmadım. Her zaman yeniden çıkmayı düşündüm. Yarım sezon 1. Lig'de oynayarak istikrarlı, kararlı ve azimli bir şekilde mücadele ettim.

Ardından Sivasspor'a transfer oluyorsun. Öncelikle bu transfer nasıl gerçekleşti? Yeniden Süper Lig'e dönmek futbolunu nasıl geliştirdi?

O dönemki Sivasspor'un teknik direktörü yine Rıza Çalımbay Hocamdı. Rıza Hocanın ekibi hem yurt içinde hem yurt dışında birçok oyuncu kazandırmıştır. Didikleye didikleye oyuncuyu arar, tarar, bulur ve çıkartır. Ben de bu oyunculardan birisiydim. Sivasspor'a transferim bu şekilde gerçekleşti. O günlerden sonra istikrarlı bir şekilde bugünlere geldim.

Kulübe sahip çıkmam gerekiyordu

2015-2016 sezonunda bir dönem Kasımpaşa'ya kiralanıyorsun. Bir sezonda 29 Süper Lig maçı oynuyorsun. Kasımpaşa'da neler yaşadın?

Sivasspor'a geldiğim ilk yıldan itibaren hedefim hep takımın değişilmez oyuncusu ve ligin değerli isimlerinden bir tanesi olmaktı. Sivasspor'da bu başarıyı elde ettim. İstikrarlı bir grafiğim de vardı. Sergen Yalçın döneminde gerek yurt içi, gerek yurt dışından benim mevkiime çok sayıda transfer yapıldı. Orta sahada çok fazla oyuncu vardı. Bundan ötürü de Sergen Hoca kiralık olarak gitmemi arzu etti. Ben de bu şekilde gidip daha güçlü şekilde dönmeyi amaçladım. Nitekim düşündüğüm gibi de oldu. Kasımpaşa'da 29 maçta 6 gol attım. Sivasspor'a gelişim tekrardan güçlü bir şekilde oldu. Ardından ben döndüğümde Sivasspor o yıl küme düşmüştü. Küme düştüğünden ötürü tekrardan 1. Lig'de oynamak zoruma gitti. Ama yapacak bir şey yoktu. Kontratım vardı. Ben de kulübe sahip çıkmam gerektiğini düşündüm. Kulübe farklı bir bağlılığım var. Bundan ötürü tekrardan 1. Lig'de mücadele ettik. Düşündüğümüz gibi de oldu. İyi bir sezon geçirdik. Hiç ara vermeden tekrar Süper Lig'e çıktık. Sivasspor'un yerinin her zaman Süper Lig olması lâzım. Biz de elbirliğiyle bu başarıya ulaştık.

Sırrımız yerli oyuncularda

Bu sezona Sivasspor çok iyi başladı, ligin ilk yarısını lider tamamladı ve Türkiye'de bir çok kesimin büyük takdirini kazandı. Sence işin sırrı nedir?

Bu sezon iyi bir grafiğimiz vardı. Rüya gibi bir ilk yarı geçirdik. Devreyi en yakın rakibimizin 4 puan önünde lider bitirmek bütün futbolcularda özgüven oluşturdu. Esasında lig başlamadan önce sezon başındaki kadro yapılanmasında birçok arkadaşımız aramızdan ayrılmıştı. Bir arada oynama alışkanlığı olan 6-7 oyuncumuz kalmıştı. Onun dışında genç ve oynamaya aç oyuncular vardı. Aslında bizim adımıza bu sezonun iyi geçmesinin en büyük nedenlerinden birisi de başarıyı isteyen genç, dinamik bir grup ve olgun futbolunu yansıtan kişilikli, karakterli oyuncuların bir arada olması. Bunların başında da yerli oyuncularımız geliyor. Yabancı arkadaşlarımızın katkısını da göz ardı etmemek gerekiyor ama başarıyı sağlayan en önemli etkenlerden birisi her maç 6-7 yerli oyuncuyla oynamamız.

Özellikle Emre, Mert Hakan, Ziya, ben, Caner, Uğur, Erdoğan… Yani takım birlikteliğinin özellikle yerli oyuncuların isteğinden, arzusundan kaynaklandığını ve başarının bu sebeple geldiğini düşünüyorum. Yabancı oyuncularımız da gayet kaliteli. Fernando olsun, Samassa olsun çok iyi işler çıkardılar. Ümraniye'den gelen Appindangoye gerçekten iyi bir grafik çiziyor. Başarımızda herkesin payı var. Umarım bu sezonu iyi bir noktada bitireceğiz. Halen yarışın içerisindeyiz. Liglere verilen ara bizim açımızdan belki iyi bir sürece sokacak bizi. Çünkü ilk dönem son 8 haftada yakaladığımız puan grafiği bizi lider yapmıştı. Şu anda da yine aynı periyoda girdik. Lig grafiğimiz iyi. İyi maçlar oynayacağız. Fikstür avantajı bizde. Biz böyle düşünüyoruz. İlk dönemde son 8 haftada farkı açmıştık biz. Yine aynı şekilde geriden gelmiştik. Şu anda da düşüncemiz aynı. Yine aynı başarıyı yakalayacağımızı ümit ediyorum.

Rıza Hoca büyük avantaj

Rıza Çalımbay'ın Sivasspor üzerindeki etkileri hakkında neler söylersin?

Rıza Hoca Sivaslı, şehrin öz evladı. Bu durum da hem şehre hem takıma avantaj sağlıyor. Kesinlikle en büyük faktör bu. Çünkü takımı benimsiyor, başarıyı adeta ısrarcı bir şekilde istiyor ve bize de bu şekilde aşılıyor. Bizim takımımız kurulurken belki ilk 10 içinde bitirmesi başarı olarak görülebilirdi. Fakat Rıza Hoca geldiği ilk günden beri bize söylemiş olduğu şey sürekli, "Bu yıl ilk dört içinde bitireceğiz ve Avrupa'ya gideceğiz" oldu. Ligi en iyi şekilde bitireceğimizi, her maçımızı kazanmak için oynayacağımızı söyledi. Tipik bir Anadolu takımı gibi olmayacağımızı, beraberliği hedeflemeyeceğimizi vurguladı. Bizde böyle bir şey yok. Her maçta galibiyet isteyecek, galibiyeti kovalayacak bir oyun yapısı arzu ediyordu. Nitekim düşündüğü gibi bir takım oluştu. Şu anda hedeften sapmaksızın Rıza Hocanın talimatlarıyla amaçlarımıza ulaşacağız. 

Modern futbol orta sahada oyunun iki yönünü de oynayabilen aktörler arıyor. Sen de hem savunmaya dönük orta saha hem de forvet arkası gibi oynayabiliyor ve sürpriz goller atabiliyorsun. Bu özellikleri kazanabilmek için neler yaptın?

Bireysel olarak, oynadığım her takımda her zaman istikrarımı korudum. Her yıl üzerine koyarak devam etmeyi düşündüm. Nitekim de düşündüklerimi her yıl üzerine koyarak sahaya yansıttım. Normalde ön libero oynuyorum. Benden istenen orta sahada top ve ikili mücadeleleri kazanmak. Basit oynamak… Tipik bir ön libero isteği var ama ben her zaman, "Bir fazlası neden olmasın?" düşüncesiyle sürekli golü arayan, takımıma galibiyeti getiren isim olmayı hedefleyen bir oyun sergiliyorum. Gücüm elverdiğince oyunu iki yönlü oynamaya çalışıyorum. Beni diğer oyunculardan farklı kılan özelliklerimden birisi de sürekli gol noktasında olmam. Kendimi güçlü hissettiğim her dönemde gol pozisyonuna girmeyi arzuluyorum. Yıllar geçmesine rağmen her yıl üzerine koyuyorum, fizik gücümden, performansımdan bir şey eksilmiyor. Tam tersine yıllar bana olgunluk veriyor ve işimi daha iyi yapmamı sağlıyor. Attığım sürpriz goller dikkat çeken özelliklerim arasında. Bunun da farkındayım. Çünkü bu futbola başladığım ilk yıllardan itibaren sahip olduğum bir özellikti. Yıllar geçmesine rağmen bunu korumak benim adıma büyük bir başarı.
Fikstür avantajı bizde

Şu an dünya Covid-19 hastalığı ile savaşıyor ve hepimiz çok zorlu günlerden geçiyoruz. Liglere ara verildi. Öncelikle lige verilen bu mecburi aranın kalan 8 hafta için futbola nasıl etki edeceğini düşünüyorsun? Sence dönüşte nasıl bir ortam olur?

Korona salgını yüzünden dünyada hayat durdu. Öncelikle hayatın tekrar normale dönmesini bekliyoruz. Zaten hayatın normale dönmesiyle birlikte futbola geri döneceğiz. Geri döndüğümüzde bizleri nelerin beklediğini merak ediyoruz. Nelerle karşılaşacağız, nasıl bir ortam oluşacak, oldukça merak ediyoruz. Sonuçta maçlar seyircisiz oynanacak. Lig sıralamasını belirleyecek çok kritik sekiz hafta var önümüzde. İlk yarının son sekiz haftasında en iyi fikstür avantajını kullanıp rakiplere 4 puan fark atmıştık. Yine aynı periyoda giriyoruz. Bu periyotta umuyorum ki yine aynı başarıyı elde edeceğiz. Bu yıl bizim açımızdan iyi geçecek. Bundan eminiz. Çünkü inandık. Takım olarak tek düşüncemiz futbolun bir an önce başlaması ve ligin sonunu getirmek.

Covid-19 günlerinde evde neler yapıyorsun? Kendini zinde tutabilmek için nasıl bir çalışma uyguluyorsun?

Kendimizi eve kapattığımız için çalışmalarımızı bireysel olarak evde yapıyoruz. Vücudumuzu düşürmemek adına programlarımız var; bunları uyguluyoruz. Evdeki zamanımın büyük çoğunluğu çocuklarımla geçiyor. Film izliyor, kitap okuyor ve Play-Station oynuyorum. Bu zaman zarfında hobiler de edindim. Mesela bazı yemekleri yapmasını öğrendim. Çok güzel pizza yapıyorum şu anda…

Alex ve Fernandes'e gıpta ediyordum

Mevkiinde ligimizden ve dünyadan hangi oyuncuları beğeniyorsun?

Dünyada en beğendiğim oyuncular arasında Frank Lampard ile Steven Gerard vardı. İkisini de hayranlıkla izlerdim küçükken. Gerek saha içi karakterleri gerek oyun performansı açısından rol model olarak bu ikisini sayabilirim. Onun dışında rakip olarak karşılaştığım oyuncular arasında beni en çok etkileyen Alex ve Manuel Fernandes'ti. Onlara gıptayla bakıyordum. Çok büyük hayranlık uyandırıyordu bu iki oyuncu bende.

Seni her oynadığın takımda banko oyuncu olarak biliyoruz. Bunca zorlu bir maratonu sezonlar boyunca taşıyabilmek için neler yapıyorsun?

Seneler geçtikçe futbolum da yaşımla birlikte olgunlaşmaya başladı. Bunun da farkına vardım. İyi bir grafik çizmeye başladım. Sürekli istikrarımı korudum. Bunun en büyük etkenlerinden biri çalışmayı sevmem ve inatçı kişiliğim. Karakteristik özelliğimden olsa gerek… Yıllar geçiyor, futboluma olgunluk geliyor ve istikrarıma bir kat daha olumlu bir grafik yansıyor. Bu da bana özgüvenle birlikte futbol kalitesi kazandırdı. Yılların vermiş olduğu bilgi birikimimin sahaya yansıdığını düşünüyorum.

31 Mayıs 2021 tarihinde Sivasspor ile sözleşmen sona eriyor. Nasıl bir kariyer hedefin var? Futboldaki hayallerin neler?

Uzun yıllardan beri Sivasspor'da oynuyorum. Sivas'la farklı bir gönül bağım oluştu. Ben şehri seviyorum, şehrin de beni sevdiğini düşünüyorum. Ailem de burayı seviyor. Yani futbola dair ne olur bilemem ama futbolu Sivasspor'da bırakmayı düşünüyorum. İnşallah uzun yıllar daha bu formayı giyerim ve Sivasspor'a lâyık bir oyuncu olarak futbolu burada noktalarım.

Keşke millî olabilseydim

Herhangi bir kategoride Millî Takımlarda forma giymediğini görüyoruz. Sence bunun sebepleri neler? A millî forma hedefin ve hayalin var mı? Ayrıca futbolla ilgili "keşke"lerin var mı?

Futbol hayatım boyunca içimde eksik kalan tek şey Millî Takım formasını giyememektir. Keşke herhangi bir kategoride de olsa ay-yıldızlı formayı giymek nasip olsaydı. Performansıma bakıldığı zaman aslında oynadığım mevki olarak hiçbir eksiğimin olduğunu düşünmüyorum. Artı yönlerim fazla ama Millî Takım forması neden nasip olmadı, hep kendime soruyorum. Muhakkak eksiklerimden olduğunu düşünüyorum ama istatistik olarak bakılırsa oynadığım mevkideki oyunculara karşı bariz bir üstünlüğüm var. Ama hiçbir zaman Millî Takım'a çağırılmadım. Bu da benim içimde her zaman bir "keşke" olarak kaldı. Ama hedefler hiçbir zaman bitmez. Yaş ilerler ama hedeflerden sapma olmaz. Umarım bir gün olacak. O millî formayı giyebilmek için Allah'a dua ediyorum. Umarım hayalim gerçekleşir. Ben her zaman bu düşüncede olacağım.

Futbolu bıraktıktan sonra neler yapmayı düşünüyorsun?

Futboldan sonrası için şu an bir şey söylemem doğru olmaz. Ama uzun yıllardan beri futbol oynadığım için elbette yine futbolun içinde kalacağımı düşünüyorum.

Futbol hayatında unutamadığın hatıran nedir?

Unutamadığım karşılaşma olarak Antalyaspor maçını söyleyebilirim. Hat-trick yaptığım o maçı unutamıyorum.

Orjinal boyutları için tıklayınız
Orjinal boyutları için tıklayınız
Site İçi Arama
Detaylı Arama
 
 
 

İletişim | Site Haritası | Kopya Hakları | Kullanım Şartları | Sponsorlar
Tüm hakları Türkiye Futbol Federasyonu'na aittir.