TR
EN
Site İçi Arama
Detaylı Arama
Tuğçe Mercan: "Hayalim Bir Erkek Takımında Antrenörlük" 2.06.2024
Tuğçe Mercan: "Hayalim Bir Erkek Takımında Antrenörlük"
Kadın Millî Takımlarımızın başarılı antrenörlerinden birisi. Futbol, hayatının odak noktasında yer alıyor. Bir futbol okulu kurup kulübe dönüştürdü ve profesyonel futbolcular yetiştirdi. Amatör erkek takımlarında antrenörlük yaptı. Büyük hayali ise profesyonel bir erkek takımında antrenörlük yapmak.

Röportaj: TamSaha / Rasim Artagan

Ankara'da 10 Aralık 1991'de doğmuşsunuz. Öncelikle ailenizi tanıyabilir miyiz?

Babam polis memuru, annem hemşire ve ikisi de emekli. Benden altı yaş küçük bir erkek kardeşim var. Ankara'da doğdum ama babamın mesleği gereği dört sene Van'da yaşadık. İkinci sınıfa kadar orada okudum, sonra tekrar Ankara'ya geri döndük.

Ankara ve Van'daki çocukluk günlerinizden biraz söz eder misiniz?

Annemle babam sürekli çalıştığı için beni rahmetli anneannem büyüttü. Annem ve babamı nöbet çıkışı ya da hafta sonu görüyordum. 5 yaşındayken Van'a tayinimiz çıktı. Annem ve babam birlikte Van'a gittiler. Orada ana sınıfı ve 1. sınıfa erken başlamak durumunda kaldım. Çünkü beni bırakacak kimseleri yoktu. Kardeşim de orada doğdu. İlkokul 2'ye kadar Van'da okudum. Futbola başladığım yıllar da bu zamanlar aslında. Çünkü futbol dışında yapacak hiçbir şey yoktu. Bir sitenin içindeydik ve erkeklerle sürekli top oynuyorduk. Futbola Van'da başladım diyebilirim. Sonra Ankara'ya döndük. Orada da futbol oynamaya devam ettim. Kum sahamız vardı; abilerle top oynuyorduk. Erkeklerle çok oynuyorum diye annem kızıyordu. Mahallede lâf çıkıyordu zaten erkeklerle top oynadığım için. Tabiî o zamanlar bugün gibi değildi. Ortaokul 1'e kadar kum sahada, halı sahada oynadım. Daha sonra babam araştırmış ve Gazi Üniversitesi'nin kadın takımını bulmuş. Sokaktansa bir takımda oynayayım diye beni Gazi Üniversitesi Kadın Takımı'na götürdü. Orada başladım ve devam ettim. Takıma girince mahalle maçlarını bıraktım. Tüm yaş gruplarında oynuyordum. Üniversiteye de Gazi Üniversitesi'nde devam ettim ve bu sırada alt yaş gruplarında hep oynadım. Üniversitede futsalla tanıştım. Hem futsal hem futbol oynadık. KoçFest Turnuvaları vardı. Dört sene üst üste şampiyon olmuştuk, ben de "en değerli oyuncu" ödülünü almıştım. Bu turnuva benim için kıymetlidir o yüzden. Millî Takım seviyesinde uzun süre alt yaş gruplarında görev aldım ve birçok şampiyonluk yaşadım. Şampiyonlar Ligi'nde mücadele ettim. Üniversiteyi bitirince Derince Belediyesi'ne geçtim. Oradan Ereğli, sonra Ataşehir derken sonra da bıraktım zaten.

Futbolculuk kariyerinizin sona ermesinden sonra antrenörlük hayatınız nasıl ilerledi?

Eğitimlere katılıp UEFA B Antrenörlük Belgesi'ni aldım. Bir yandan da erkek takımlarıyla çalışıyordum. Galatasaray'ın futbol okulunda başladım ilk olarak. Sonra bir arkadaşımla birlikte kendi spor okulumu açtım. Daha sonra kulüpleştik. Şu an hâlâ erkeklerde 11-19 yaş arası faaliyet gösteren bir kulübümüz var; 1923 Çankaya Spor… 2015 yılında açtık, hâlen faaliyet gösteriyoruz. Toplam beş profesyonel oyuncu yetiştirdik. Can Efe Bozacı, Barış Kartalcı, Görkem Cihan var. Bir-iki sporcumuz daha geliyor.  Benim şöyle bir avantajım oldu. Velilerimin hepsi eski futbolcu ya da teknik direktördü. Onlarla hep futbolu konuşuyorduk. Bana güvenip çocuklarını teslim ettiler. Birçok kez şampiyonluklar yaşadık Ankara'da… Kadın Millî Takımlardan önce hep erkeklerle çalıştım. Şu an kulüp halen devam ediyor ancak ben devam edemeyip uzaktan takip ediyorum.

Eğitim hayatınız nasıl gelişti?

İlkokul ve liseyi Ankara'da bitirdim, Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu Antrenörlük Eğitimi'nden mezun oldum. Kırıkkale Üniversitesi'nden formasyon almıştım. Öğretmenliği de oradan tamamladım.

Millî Takımlarda antrenörlüğe nasıl başladınız?

İlk olarak futbol köyleriyle başladım. Necla Güngör Kıragası Hocam bize bu organizasyonlarda şans verdi. Sonrasında da Kadın Millî Takımı departmanında devam ettim. Erkeklerde de çalışmam sayesinde birçok teknik direktörle mesai yapınca ufkum da genişledi…

Genç yaşta önemli tecrübeler kazanmışsınız...

Evet, gerçekten de çok tecrübe kazandım. Tüm yaş gruplarında maça çıkıyordum. Bir sezonda amatörde 150 maça çıkmışlığım var erkeklerde… Deneyimler çok farklı. Bazıları gelişime odaklı, bazıları ise başarı odaklı oldu. Bir yerden sonra sistem oturdu. O dönemde antrenör kimliğimi oturtmaya çalıştım ve faydasını çok gördüm.

Bir kadın antrenör olarak erkek amatör maçlarında kenarda durmak nasıl bir tecrübe?

İlk başladığımız zaman futbol okullarında kayda geliyorlardı. 2-3 saat antrenman yapıyorduk. Benim olduğum sahayı gördüklerinde, "Çocuğumuz kadın hocayla mı çalışacak? Orayla çalışmasın" diyorlardı. Ama bu önyargı maksimum bir hafta sürüyordu. Sonra herkes benim olduğum sahaya gelmeye çalışıyordu. Kendimi ispat etmeye hiç uğraşmadım ben. Kadınlarda böyledir. Futbol konuştuğunuz zaman kendinizi ispat etme ihtiyacı duyarsınız. Ben hiç uğraşmadım bunun için. Çünkü zaten yaptığım iş saygı görüyordu. Saygı da kazanılmaz, alınırdı. Ben aldım saygıyı… Tepkiler böyleydi. İlk başta bocaladığım çok olmuştur. Tahrik edici durumlar da oluyordu ama "Tuğçe Hoca tartışmaya girmez, sadece işini yapar" algısı çok oturdu.

Özel hayatınızda neler var?

Eşimle ben aynı üniversitede okuduk. Aynı turnuvalara gittik ama sonradan denk geldik. O da eski kaleci… Futbolun içinden geldiği için yaptığım işe çok saygı duyuyor ve beni çok yüceltiyor. Beş yıldır evliyiz. Onunla futbol konuşabiliyorum, akıl danışabiliyorum. Aylarca kampta olabiliyoruz. Hâlden anlaması ve desteğini hiç esirgememesi çok kıymetli.

Kadın futbolunun hızlı bir yükselişi var. Sizin gözünüzden bu yükseliş nasıl anlatılır?

Bizim oynadığımız dönemde ligler bu kadar kaliteli değildi. Az maç yapıyorduk ve bazen de dönem dönem maçlar oluyordu. Ligler geç başlıyordu. Futbol kalitesi bu kadar yüksek değildi. Millî Takım'da bir turnuvaya gidiyorduk; çıkamazsanız iki yıl maç yoktu. Şimdiki nesil çok şanslı. Alt yaş grupları bile senede 10 maç oynayabiliyor. Her sene tekrarı var. Bu gelişime keşke oyuncu olarak eşlik edebilseydim diyorum. Bizde şartlar ve imkânlar hiç böyle değildi. Bu sistemle çalışsaydık çok farklı olurdu. Kalite çok artıyor. Ekonomik olarak takımların çok daha güçlü olması ve yatırımların gelmesi yükselişi tetikliyor.

Millî Takımlardaki başarıyı nasıl yorumluyorsunuz. Sadece A Millî Takımımızda değil, alt yaş gruplarında da hızlı bir yükseliş var. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Necla Hocamızın önderliğinde bir sistem oturtmaya çalıştık. Bir hoca iyi de olsa başarısızlıkla karşılaşınca hemen cezalandırılır. Şansımız, bize güvenen insanların olmasıydı. Biz de doğru bulduğumuz şeyi yapmaya devam ettik. İyi niyetliysen, işini hakkaniyetle yapıyorsan başarı seni buluyor. Biz çok çalışıyoruz, sürekli futbolda yeni neler yapılabilir takip ediyoruz. Çocukları geliştirecek neler yapabiliriz, hep bunların üzerine çalışıyoruz. Gündemi yakından takip ediyoruz. Çok araştırıp okuyoruz ve güncel kalmaya çalışıyoruz. Bize uyabilecekleri araştırıyoruz. Çalışma ve tekrarın kesinlikle çok önemi var.

Ben de bire bir şahidim. Çok fazla maç izliyor ve gelişmeleri takip ediyorsunuz. Yenilikleri takip etmek kolay bir iş olmasa gerek…

Evet zor, ama sevdiğiniz işi yapıyorsanız alışıyorsunuz. Uzun kamplardan çıktıktan sonra bile beş dakika içinde yine futbola dönüyoruz. Biz de gelişmeliyiz. Çocuklar da gelişiyor. Teknoloji çağındayız. Futbol artık teknoloji ile çok bağdaştı. Çalışmaktan başka çaremiz yok.

Son dört yılda bu seviyeye geldik. Kadın A Millî Takımımız B Ligi'nde… U19, U17 Takımlarımız A Ligi'nde… Bundan sonraki dört senenin sonunu nasıl görüyorsunuz?

Avrupa'daki maçları izledikçe oyuncularımızın teknik olarak çok iyi olduklarını görüyoruz. Fiziksel ve güç olarak eksik kalıyoruz. Bu fiziksel skalayı yakalayabilirsek, vücut gelişimini yukarıya taşıyabilirsek ki bu da büyük bir disiplin gerektiriyor; eminim ki iki yıl içinde yerimizi garantileyeceğiz. A Ligi'nde kalıcı olabiliriz. Dört sene içinde bir Avrupa Şampiyonası Finalleri'ne gidebiliriz. Ya A millîde ya alt yaş gruplarda bir final olacak. Eksik kaldığımız yeri tamamlayıp bir finale gideceğiz kesinlikle…

Alt yaş gruplarındaki çocuk bugün beslenmesine, uykusuna dikkat ediyor, farkındalığı yüksek. Bunu gözlemliyorum. Siz ne diyorsunuz?

Sahada kâğıt üstünde çok üstün gelebiliyoruz ama fiziksel yönden kaybedebiliyoruz. Bunun bilinirliği arttı. Çocuklar da bunu görüyor ve bunun üzerine çalışmalar yapıyorlar. A takımdaki ablalarını görüyorlar. Hepsinin yaşam koçları var. Dikkat etmeleri gerekiyor. Şu zamanı yakalasaydık keşke biz de... Daha erken bilinçlenmeleri faydalarına olacaktır.

Kişisel olarak hedefleriz ve hayalleriz nedir?

Çok hayal kuruyorum ama bulunduğum yer, kurduğum hayallerden daha güzel. Hedefi ne kadar yüksek tutarsan o kadar ilerlersin. Bir tek profesyonel erkek takımını çalıştırmak içimde kaldı diyebilirim. Bizim ülkemizde çok zor belki şu an ama bir gün neden olasın? Çok çalıştığımızı biliyorlar, görüyorlar. Bir hayalim var bu konuda… Yardımcı antrenörlük olabilir. Artık zaman değişiyor. Kadına atfedilmiş roller kırılıyor. Ne kadar çok kırarsak o kadar iyi. İki kere bu tarz teklif aldım ama nasip olmadı. Umarım bir gün başarırım.

Son dönemde kadın-erkek fark etmeksizin takımlarımızın saha içinde müthiş geri dönüşlere imza attığına şahit oluyoruz. Türk oyuncusunun bu pes etmeyen yapısını nasıl yorumluyorsunuz?

Coğrafyamız çok geniş. Her bölgeden insanımız var. Ben Türk'ün bırakmama ve vazgeçmeme yönünü de görüyorum. Başarıya açız. Kendimize bir yer bulmak için futbolda gelişmek istiyoruz. Türk'ün tahmin edilemeyecek bir gücü var. Toprağından alıyor bu gücü… Bir kabuk var ama o kabuk kırılmak üzere… Bunu hep beraber göreceğiz.

Anneniz babanız sizin mesleki kariyerinizi hakkında neler söylüyor?

Babam bazen hangi ülkede ya da şehirde olduğumu kaçırıyor. Bana güvendikleri için mahalle baskısını zamanında kırmış insanlar. Benden desteklerini hiçbir zaman esirgemediler. Her maçıma, her deplasmanıma geldiler. Babam hep, "Büyük bir takımın hocası olacaksın" derdi. Mutlu ve gururlular.

Orjinal boyutları için tıklayınız
Orjinal boyutları için tıklayınız
Orjinal boyutları için tıklayınız